İletişim Formu

 

Aşk'ın İlk 5 Günü ( Bölüm-1 )

Bambaşka bir yazardan, bambaşka bir insandan Selamlar hepinize Şanslı Doğanlar,

Öncelikle hepinizden çok çok özür diliyorum, bu yazıyı bu kadar uzun yazdığım için ; ama umarım sıkılmadan iki bölümü de okursunuz. Emin olun çok eğlenceli bir yazı oldu.

Stajdı, Kurstu, Ramazandı, Bayramdı derken ilk defa bir Yaz Tatilini bu kadar dolu dolu geçirdim. Dolu dolu diyorum zira götümün üstüne oturup keyif yaptığım yalnızca 2 yada 3 haftam oldu toplasan. Belki kiminiz şimdi: "oğlum biz yılda zaten toplasan o kadar izin yapamıyoruz", diyorsunuzdur ; ama ben daha nacizane bir öğrenciyim Gaydeşlerim kızmayın :P

Neyse bu yazıyı niye yazdığıma geleceğim ; fakat biraz geriye gitmek istiyorum... Kendimi bildim bileli okuyorum. Yani abi tamam şikayet etmiyorum, aslına bakarsanız bazen düşününce gerçekten kendime gıpta bile ediyorum. Sakın böyle götü tavanda gezen, burnundan kıl aldırmayan ergenlerden sanmayın beni. Tamamen samimi konuştuğum için bunları yazıyorum. Ne diyordum heah kaç yıldır okuyorum, hiç iş tecrübem yoktu. Aileme çok kızıyorum bu konuda. 22 yaşına girmiş bir insan olarak, bir insanın kendi parasını daha önce kazanmamış olmaması müthiş bir özgüven eksikliğine yol açıyor. Yazıyı okuyan anne babalar varsa ; benim ebevenylerimin yaptığını yapmasın. Verin çocuklarınızı ufak yaşlarda işe biraz ezilsinler, hayatı bilsinler genç yaşta. Herneyse bunu söylememin sebebi şu ki okul tatile girer girmez beni bekleyen staj'ıma başladım sonunda. 1 ay boyunca kendime müthiş bir öz güven geldi. Benim için gerçekten ilk iş günü yaşamımdaki en önemli günlerden biridir. Tarih 4 Haziran 2012. Tam içimden diyorumdum ki tamam staj biter eski kasvetli havama dönerim bundan daha önemli bir tarihim olmaz derken, çok iyi bir yabancı şirketin okulumla alakalı bir eğitimi için Türkiye'deki saygın bir şirket olan ortağı tarafından davet aldım. Daha önce başvurmuştum ama kabul edileceğimi sanmıyordum. Neyse yine ağzım kulaklarıma vardı ve aralar verilerek toplamda 20 gün de bu kursa gittim. Mesleki olarak 3 ay önce önümü göremiyorken ; okuduğum zaman, verilen paralar boşa gidecek diye hayıflanırken şuanda öyle bir öz güvenim var ki kaç lira maaş alabilirim diye düşünüyorum :P Öyle ki kursdaki şirketten part time iş teklifi bile geldi. 2 yada 3 hafta sonra onlarla görüşeceğim şans dileyin bana. Tarih Temmuz sonları ve Ağustos başlarıydı bunlar olurken.

Neyse derken kurs da bitti geçen hafta bayramdan önceki cuma günü. Ben yine bir böyle boşlukta kaldım. Gerçekten hayatımda uzun zamandır ilk iş günümü düşünürken çalışmış, üstüne iyi bir kurs alıp oradan da iş teklifi gelmişti. Daha iyi ne olabilir ki diye düşünüyordum. Nihayetinde Ramazan'ı da yolcu ettik. Allah tutulan tüm tutulan oruçları ve kılınan namazları kabul etsin diyerekten asıl konuya giriyorum.

Tam böyle hayatımda iki harika gelişme olup bittikten sonra bayramın ilk gününün akşamı oldu. Facebook'da Gay İtiraf isminde çok güzide, sevdiğim, belki adam akıllı insanların olduğu tek yer olan bir grup var. Orada günlük sıkıntıdan yorumları okuyup insanlarla konuşup vakit geçirirken, öğle vaktinde yorum yaptığım bir arkadaş beni ekledi. Bakın size hiç eksiksiz ve yalansız anlatacağım.

İlk başta sürekli böyle olduğu için ve ekleyen arkadaş resimsiz olduğu için yine dedim sanırım abazanın biri ekledi. Bir de beni tanıyan arkadaşlar bilir ; ekleyip konuşmayan insanlardan hiç hazetmem. Çok fazla kişiyi 5 dakka sonra küfür ederek silmişimdir. Abi gerçekten okuyan arkadaşlar sizde bunu yapmayın. Öyle veya böyle birini eklediyseniz bir "selam" verin. Konuya girdikçe bunun önemini anlayacaksınız sizde.

Neyse baktım adamda tık yok. Yine "Lâ Havle Velâ Kuvvete" diyerekten hafif sinirli ve sitemkar bir şekilde : "bir selam vereydin iyiydi", diye lafa girdim. Bu lafın hiçbir özel yanı yoktur. Tanımadığım ve selam verememiş her insana ilk bu konuşmayla giriş yaparım muhabbet etmek için. Karşımdaki de : "hahaha naber", diyerek muhabbete başladık. Ama tabi ben elit adamım ya :P bekliyorum ki ; nerden ? a? p? ap? boyutlar ölçüler muhabbetlerine girsin. Öyle bir hazırım ki. Söyleyeceğim laflar bile ezberimde. Çok klas bir hareketle de profiline girip silmeyi planlıyorum. Ama gariptir öyle muhabbet etmeyen nadir arkadaşlardan biri olduğunu anladım. Sonrasında baktım çocukta iş var. Dedim bunla da iyi muhabbet ederiz. Derken başladık konuşmaya. Bu lafı çok söylüyorum biliyorum ; ama yine söylicem "beni tanıyanlar bilir" ben sevdiğim insanlara karşı sürekli ,samimi hissettiğim için; yafrum, canım, fıstığım, tatlım şeklinde konuşurum. He yok yea aklınıza ; "bu çocuk feminen lan", lafı geldi demi ?? Yok öyle bişi. Feminen arkadaşlarımı saygıyla selamladıktan ve onları yanacıklarından öpüp alınmalarını istemeyerekten konuya geri dönüyorum. Bu arkadaşla da böyle bir muhabbete başladık. İlk akşam 3 saatten fazla muhabbet ettik. Çocuk epeyce muhabbetimden hoşlandı. Zaten bir de hayatımda çok güzel 2 gelişme olmuştu keyifliyim ya o sıra. Böyle neşeliyken çok fena muhabbetim vardır hani :P Ondan mıdır bilemem. Epeyce hoşuna gittiğini söyledi.

Neyse bayramın ikinci günü. Haftalardır aile facemde hetero bir arkadaşla planladığımız adalar turunu hazır boşluk bulmuşken yapalım dedik. Haftalardır benim stajımdı, kursumdu erteliyorduk. Sonrasında bayramın ikinci günü planladığımız gibi Heybeliada'nın müthiş güzelliğiyle beraber ormanlarındaki gizli patikalarda 3 saate yakın bir tur yaptık. Sonrasında arkadaşın ısrarıyla yüzmek istedik. Yanımızda ne havlu var ne bir şey. Tek bir çanta. Tam böyle şehir hanzoları karışımıyız :D İstanbul Beyefendiğim yerle bir oluyor :P Neyse dedim ki : "bari Kınalıada'ya gidelim", ve vapurla oraya geçtik. Bende zaten şort vardı. Arkadaş da bir tane aldı hemen 5 liraya. Girdik hemen yol kenarındaki plaja eğlendik. Çok beğenmedik yeri. Az dinlendikten sonra üstümüz yarı çıplak yine bisikletlerle adanın diğer ucundaki plaja sürdük :D Aklınızda bulunsun yarı çıplak bisiklet sürmek fena halde seksi hissettiriyor insanı :P Yada bu kezban kardeşinizin bisiklet fantazisi var yeni keşfettiği, bilemedim ; ama siz de mutlaka deneyin. Sonrasında hayatımın en yorgun günlerinden birini atlatarak eve döndük saat akşam 7-8 felan.

Şimdi diyeceksiniz ki niye yazdın buları bizene. Valla çok alakası yoktu ama hafif nispet yapmak istemiş olabilirim. Şakası bir yana pek çok arkadşımız hayatını çok kapalı yaşıyor. Bir bisiklet turu bile size 1 ay yetecek kadar harika zaman geçirtebiliyor işte. Herneyse konuya, bir paragraf önceki kısıma, dönüyorum. O yorucu günün akşamında saat daha 22.00 suları gozumden uyku akıyor. Açtım faceyi yayıldım sallanan sandalyeme. Attım bacaklarımı da bilgisayar masasına. Klavyeyi de aldım kucağıma , üstümde bir tek şort var. Keyif yapıyorum resmen :P Sonrasında dün akşamki yazıştığım bundan iş çıkar, kanka oluruz, iyi çocuk dediğim adama offline iken selam verdim. Bakın bunu samimi diyorum Faceyi ilk kullandığım günden kimseye offlineken selam vermemişimdir. O gece niye öyle bişi yaptım bilmiyorum. Neyse selam verdikten 5 10 dakka sonra arkadaş online oldu. Tekrar bir gırgır şamata konuşuyoruz. Ama böyle salakça bir keyif var üstümde. Sanki böyle birbrimize yazılıyormuş gibi iltiraflar ediyoruz felan. Yazılırken de bir yandan ben seni alırım, sen beni alırsın, çok tatlısın şöyle böyle makara yapıyoruz. Bakın 2. akşam samimi olarak aklımda ciddi bir sevgili olma düşüncesi yok henüz. Fakat arkadaş ben o gün adalarda sürterken epeyce bir beni düşünmüş :P Profilimi incelemiş, mesaj atmamı bekliyormuş zaten :P

Yine epeyce muhabbet ettikten sonra ben bir yerde durdum ve tüm konuşmanın havasını değiştiren cümleleri kurmaya başladım. Ben muhabbeti hoşuma giden pek çok kişiye aynı samimi ve hoş sözleri söylediğim için karşımdaki insanlar beni çok yanlış anlayabiliyorlar. Zaman zaman bu yüzden bir kaç arkadaşla sorun yaşamıştım. Tamam muhabbetleri çok iyiydi ; ama ben böyle konuşuyorum diye, bir ilişki başlangıcı olacağını sanmışlardı ve - ben farkında olmadan - bu konuda iyimser bir ümide kapılmışlardı. Sonrasında ben olamayacağını söylediğimde sıkıntılı konuşmalar yapmıştık. Ben ciddi anlamda insan üzmekten nefret ederim. Evet çok açık sözlüyümdür. Lafımı kimseden sakınmam, aklımdan geldiği gibi konuşurum ; ama özellikle kırıcı bir şey söylemekten kaçınırım. İşte bu olayları anlattım arkadaşa. Hani dedim, bak dedim senle de böyle güzel güzel muhabbet ediyoruz. Sonra sevgili olacağımızı felan düşünürsün dedim, olamayız felan dedim sıkıntılı muhabbetler olur senle de dedim. Bu sütten ağzı yanan bir insanın yoğurdu üffleyerek yemesiydi sadece :P Fakat karşıdaki arkadaşın biraz ilgisini çekti bu konu ve biraz daha ciddi konuşmaya başladı. Sevgili olabilme veya olamama noktasında bir söz vermedik ve konuşmaya o şekilde devam etmeyi kararlaştırdık. Yani sonunda ne olursa kimse üzülmeyecekti. Ancak ben çocuğun konuşmalarından çok çok hoşlandığını anlayabiliyordum. Ne yalan söyliyeyim, ben de ilk defa kanka muhabbetine çevirmeden birinden bu kadar keyif alarak muhabbet ediyordum. Saatler geçtikçe şaka maka söyledikleriyle epey bir elektriklenme hissettim. İçimden aman Allah'ım neler oluyor bana diyordum.

Şimdi aklınızda beni bir canlandırın. 17 yaşına kadar kız arkadaşları olmuş. Sırf kendine eşcinsel olmayı o dönem yakıştıramadığı için onlarla çıkmış ; ancak dudaktan bile öpüşememiş bir gençlikten sonra. Sonraki üniversite hayatı ile birlikte fena halde bir kabullenme sürecine girip 3-4 sene gibi çoook uzun bir sürede anca kabullenmiş, bu süre içerisinde erkeği bırak kızlardan da uzak durmuş bir çocuktum. Yaş 21 e geldiğinde zaten bir önceki yazımda belirttiğim gibi de Yeni bir - tamamen rahat ve özgür olacağı - face üyeliği açmış bu ortamlara yavaştan göz atmaya, kendim gibi insanlara tanışmaya başlamıştım. Bildiğiniz üzere o 1 yıl içerisinde de hayatıma sevgili anlamında kayda değer kimse girmedi. Girmediden kastım o kadar ezik değilim lan :P Teklif eden gerçekten çok tatlı, hoş insanlar oldu tabiiki de ; fakat kafalarımız bir türlü uyuşmadı. Velhasıl kelam evet abicim aynen düşündüğünüz gibi bu çocuk geldi 22 yaşına halennn bakirr. Bakir olmayı geç, tek bir erkeğe seni seviyorum lafını gözlerini kapatarak, inanarak söylememiş. Hadi seni seviyorum yine biraz daha basit. "Aşkım" dediği biri olmamış hayatında. Ki "Aşkım" kelimesi benim lûgatımda öyle bir kelimedir ki Bekaretim kadar önemlidir. Hep tek bir kişi olsun hayatımda, tüm hayattan soyutlasın beni ; gözüm, gönlüm, kalbim herkese kapansın istedim. Cinselliğimi de duygusallığımı da tek bir adamla yaşayayım istedim. Ondan öncem de ondan sonram da olmasın dedim. Bunu kime anlatsam tepkileri aynı oldu. Oğlum yok bu ortamda böyle insanlar, böyle aşklar. Ben hep dedim inanıyorum, günü gelecek ve gerçekten inandığım biri olacak dedim.
Devamı Yazının  2. Bölümünde Bulabilirsiniz...
        Aşk'ın İlk 5 Günü ( Bölüm-2 ) 'ye gitmek için tıklayınız. 

Tüm Yorumlar

İçinde Halen Daha Temiz Kalmış Bir Şeyler Saklayan Blog Sahibi "Gökhan elKhalisi" (:

Gökhan El Khalisi

0   yorum

Yorum Gönder

Cancel Reply